Ana içeriğe atla

Yolculuk

yolculuk
kelimeden cümleye
cümleden paragrafa
paragraftan kitaba
kitaptan kütüphaneye 

yolculuk
slogandan fikre
fikirden kültüre
kültürden medeniyete

yolculuk
öteden beriye
beriden öteye

yolculuk
uzaklardan Anadolu’ya
Anadolu’dan uzaklara
tarihten bugüne
bugünden tarihe

yolculuk
tepkiden etkiye
kızıl elmaya
nizamı aleme

Resim: niserin / 123RF Stok Fotoğraf

Bu blogdaki popüler yayınlar

Erdem ve Hakikat Üzerine Bazı Düşünceler

Bu yazıda antik çağlardan günümüze uzanan bazı manevi/spritüal/dinî felsefe ve öğretilerin yaklaşımlarına göz atıyoruz. Kutuplaşmanın derinleştiği zamanımızda bu yaklaşımların dikkate alınması yangının hafiflemesine katkı sağlayacaktır. Yazımız şu soruların farklı cevapları etrafında dönmektedir: Anlayış göstererek ve kabul ederek birbirimizi nasıl hoş göreceğiz? İyi ve kötü birbiriyle nasıl karışıyor? Egolar ve nefisler hakikat ve erdemi nasıl tahrip ediyor? Dürtüler ve duygular karşısında akıl ve mantık nasıl etkisiz hale geliyor? Dikkat, odaklanma ve farkındalıkla kendimizin ve evrenin hakikatini anlayabilir miyiz? Gurur, kibir, çıkarcılık, öfke, zorbalık, saldırganlık gibi olumsuz duygu ve davranışların ilacı olarak unutulmaz tevazu örnekleri var mıdır? Kendimizi bilebilir ve sevebilir miyiz? Kendimizi sevmenin çevremize yansımaları nelerdir? Hoşgörü Gelin birbirimizin kültür, inanç ve görüş farklılıklarını anlayış ve hoşgörü ile karşıla

Yargısız Tanık: Aşkın Ben/Öz Ben

Zamanın geçmiş, an ve gelecek boyutlarında gezer dururuz. Şimdi/an en uzak durduğumuz, kaçtığımız yerdir ve bu yüzden pek çok şeyden mahrum kalırız. Sevgiden, huzurdan…kısaca yaşamdan… Bazıları, şimdinin/anın zamandan bağımsız kutsal bir alan olduğunu; acıların, ıstırapların, çilelerin geçmişin kötü anılarında ve geleceğin kaygıları üzerinde dolaşmaktan, onlarla yatıp onlarla kalkmaktan kaynaklandığını söyler. Bunların doğru olduğuna inanırım, inanmaktan öte hissederim, deneyimlerim. Kutsal aşkın ben sadece kutsal ve sonsuz şimdide/anda hissedilebilir. Geçmişe şimdiden bakışımız o zamanların koşulları içinde değil de şimdinin gözleriyle olur. Çoğu zaman geçmişi yeniden kurgular veya çarpıtırız. Şimdiki aklım olsaydı öyle yapmazdım diyerek pişmanlık duyarız, kendimizi suçlarız, acı çekeriz. Her ne kadar şimdi akıllanmış(!) olsak da mağlup ve suçlu psikolojisiyle koşullandığımızdan geleceği kaygılarla, korkularla karışık düşleriz. Bu yıpratıcı akışın girdabında emekli olduktan sonra uzun

Söze Süzülenler 2020

Param parça serptim Kendimi Hep azaldım Ekerken biçerken Kendime noksan Toprağa tam Tarikatım parmak izim Keşke olsa Sizinki sizin Benimki nizamizm Bana Yuh Ey Şüheda Sen vefakâr Sen cefakâr Sen fedakâr Ben aksesuar Sen numune-i imtisal Ben hantal global Sen Hakka vezir Ben dünyada rezil Sen şiir yazmadın Şehit mezarı kazmadın Paylaşımlara bakmadın Sen savaştın Ben paylaştım Sen fiil Ben iskambil SEN YÜCE RUH BANA YUH Sen Açtın Tohum tohum Çöl vahaya Göl yoğurda Çaldı Gittin Yudum yudum Çöl vaha Göl yoğurt Kaldı Mektup Mektup deyince Zihnime sen düşersin Asaletini okurum satırlarında  Ölü toprağı eşersin O mektupları yaktım  Sadece satır araları kalmış Öyle bir baktım Karalanmış, yaralanmış Albümlerden Bende kalan Yangınmış Seni yaratanla buluştum İşaretine kavuştum Doğanın Öfkesi nefes aldın temi