Kayıtlar

İlk Haiku Denemelerim - Ocak, 2026

Resim
Haiku, yalnızca kelimelerin belirli bir matematikle dizilmesi değil, aynı zamanda dünyaya bakışın en sadeleşmiş hâlidir. Japon edebiyatının bu kadim nazım biçimi, karmaşık duyguları ve geniş manzaraları, bir nefes alışverişi kadar kısa bir ana sığdırma sanatıdır. Şatafatlı betimlemelerden ve süslü söz oyunlarından arınmış olan haiku, okuyucuyu ve yazarı doğrudan "o anın" gerçeğiyle baş başa bırakır. Bu yönüyle şiir, sadece kağıt üzerinde kalan bir metin olmaktan çıkıp, bir yaşama biçimine dönüşür. Geleneksel olarak 5-7-5 hece yapısıyla bilinen bu form, ilk bakışta yazarı kısıtlayan bir engel gibi görünebilir. Ancak bu sınırlılık, aslında yaratıcılığı tetikleyen en güçlü unsurdur. Sonsuz kelime seçeneği arasından sadece en gerekli olanları seçmek, fazlalıkları yontmak ve düşüncenin özüne inmek gerekir. Bu dar kalıp, zihni dağınıklıktan kurtararak tek bir imgeye, tek bir duyguya veya doğadaki tek bir harekete odaklanmaya zorlar. Özünde doğayla derin bir bağ kurmayı barındıran h...

24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun: Hayat Elçisi Öğretmenlere

Resim
Öğretmenler Günü, takvimlerdeki özel bir tarihten çok daha fazlasını ifade eder; bir anma, bir teşekkür ve bir farkındalık gününü… 24 Kasım’da, aklımız hemen okul sıralarındaki rehberlerimize, bilgi ışığı taşıyan kıymetli öğretmenlerimize gider. Onlar, sadece müfredatın maddelerini değil, aynı zamanda hayatla başa çıkma becerilerini, eleştirel düşünceyi ve ahlaki değerleri de öğreten kılavuzlardır.  Ancak, Öğretmenler Günü'nün anlamı, sınıf duvarlarının ötesine, varoluşumuzun en temel derslerini veren büyük öğretmene, yani "Hayat"a uzanır. Hayat, hepimizin mezun olacağı son okuldur; deneyimlerle, düşüşlerle, kalkışlarla, başarılarla ve hatalarla dolu devasa bir öğrenme alanı. Bize sürekli olarak, ders kitaplarında bulamayacağımız, acı tatlı her türlü tecrübeyle bilgelik aşılar. Hayat, en zorlu sınavları vererek olgunlaştıran, sevgiyi, kaybetmeyi, kazanmayı ve yeniden başlamayı öğreten kadim öğretmendir. Öğretmenliği meslek ve yaşam tarzı olarak seçen fedakar öğretmenlerim...

Nizam’ın Define Macerası: Bir Sentez Hikâyesi

Resim
Antik bir bilgelik arayıcısı olan Nizam, uzun yıllardır "Hakikat Sandığı"nın peşindeydi. Efsaneye göre, tüm evrenin sırlarını içinde barındıran bu sandık, doğru ellerde açıldığında sahibine sonsuz bir anlayış bahşedecekti. Nizam, hayatını bu esrarengiz sandığı bulmaya adamış, dağları, denizleri, unutulmuş tapınakları ve tozlu kütüphaneleri arşınlamıştı. Yorgun argın bir akşam, yıldızların altında dinlenirken, ruhunda yankılanan bir sesle irkildi: "Ne arıyorsun?" Nizam, gözlerini gökyüzüne dikerek fısıldadı: "Hakikati arıyorum." Ses devam etti: "Nerede arıyorsun?" Nizam, içindeki derin inançla yanıtladı: "Bir sandığa toplanmış, o sandığı arıyorum." Kalbi, sandığı bulduğunda tüm boşluklarının dolacağına dair umutla atıyordu. Hayalinde, ışıltılı bir kasanın açılışını, içindeki bilgeliğin parıldayışını canlandırıyordu. Mistik bir alanda duran, içinden ışık saçan o sandık, onun yıllardır süren arayışının somutlaşmış haliydi. netsentez Ancak ...

Tanrı’nın Egemenliğinde Adalet

Resim
Tanrı’nın egemenliğinde olan bu hayatta, iyi ya da kötü her şey, sonunda mutlak adalet ve hukuk kurallarına göre sahibini buluyor. Ancak bu yüce adaleti, egolarımızın egemenliğindeki dar ve körleşmiş bakış açısıyla kavrayamayız. Dünya gözüyle bakıldığında çoğu şey rastlantı, haksızlık ya da tesadüf gibi görünür. Oysa perde arkasında işleyen daha derin, daha adil bir düzen vardır. İnsan, kendi gururu ve nefsine yenildiğinde başkalarıyla boş yere uğraşır, haksız yere didişir. Ben de zamanında sırf fesatlıkları ve şişmiş ama içi boş egoları yüzünden benimle uğraşanların bir kısmına kendi cezamı verdim. Ama gördüm ki büyük çoğunluğunu Tanrı zaten cezalandırıyor. O an anladım ki en iyisi işi Tanrı’ya bırakmakmış. Onlarla uğraşmaya değmezmiş; enerjiyi heba etmeye hiç gerek yokmuş. Tanrı'nın Egemenliği Tanrı beni de cezalandırdı. Demek ki hak etmişim. Ne kendime ne de hak ettiklerini yaşayanlara acıyorum. Çünkü biliyorum ki biz insanlar çoğu zaman kendi yaptıklarımızın bedelini öderiz; az...

Bireyselliğe Dönüş: Bir Demokrasi Yolculuğu

Resim
Ülkemizde demokrasinin işlerlik kazanması için vatandaşların bireysel kimliklerine geri dönmesi gerekir. Sürüler hâlinde muhalif olmak, sürüler hâlinde taraftar olmak objektifliğe, gerçekleri görmeye en büyük engeldir. Çünkü grupların, bireysel kimlikleri öteleyen manyetik etkileri vardır. Bu etki, kişiliklerin, karakterlerin, ilkelerin, değerlerin ve tutarlılığın yok olmasına yol açar, insanları kontrol mekanizmalarının piyonu hâline getirir. En fazla gizlediğimiz özelliklerimiz en fazla ortak özelliklerimizdir. Bireysel kimlikleri yaşayabilmek, birlik ve beraberliğin en demokratik ve en dürüst yoludur. Kendinden vazgeçmeden birlik ve beraberliğe doğru... Ülkemizde demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve toplumsal barışın tesis edilebilmesi için, bireylerin kendi kimliklerini ön plana çıkarması büyük önem taşır. Ne yazık ki, günümüzde sıklıkla gördüğümüz bir eğilim, insanların sürü psikolojisiyle hareket etmesi ve bu şekilde ya muhalif ya da taraftar olarak kendilerini konumland...

Söze Süzülenler 2024

Resim
-Yeşil bir yaprak -Kondu kadehime -Bulutların arasından. -Meriç'in suyu -Aktı kaderime -Yanıkların karasından. -Altın sarısı efes -Doldu kalbime -Serabımın sevdasından. -Yâr -Ben yâri -Güle güneşe -Benzetmem... -O benim -Alnıma düşen perçem. -Aynadaki suretim. -Suretimdeki göz. -Gözümdeki bebek. -Nur topu gibi -Bir erkek... -Serap, 1996 Gözümdeki bebek... Islandı yine gözlerim  Köprünün sonsuzluğunda Hissettim ilahiyi Meriç in Serabında... * * * Köprünün gözleri mahzun. Şahidi sonsuzun... Hüzünlü, sulu... Belli ki aşk dolu… Mutluysan! Herkes dost, herkes yoldaş; Her şey kadim, her şey çağdaş. Yok mu o sevdiğin! Can sırdaş… Mutsuzsan! Herkes yaban, herkes düşman; Geçmişe pişman, şimdiye hüsran. Yok mu onlar! Soğuk, uzak; Hep sana tuzak… Firari Gülmeyen yüzüm Çatık kaşım Katil bakışım Pis kapkara ...

Yankı'nın Yolculuğu

Resim
"Ben" olmayı öğrenemeden "biz" olmaya koşullanmışsınız! * * * Bu ifade, bireyin kendi kimliğini, isteklerini ve ihtiyaçlarını tam anlamıyla tanımadan, toplumsal veya grup kimliği içinde eriyerek yaşamaya yönlendirildiğini anlatıyor. "Ben" olmayı öğrenmek, bireyin kendi özünü, özgünlüğünü, arzularını ve sınırlarını tanıması ve geliştirmesi anlamına gelir. Ancak bu, toplumsal normlar veya aile, çevre gibi dış faktörler nedeniyle geri planda kalabilir. "Biz" olmak, toplumsal ya da grup aidiyetine vurgu yapar. Kişi, kendini birey olarak keşfetmeden, bu grup aidiyetine öncelik verir ve bu süreçte bireysel kimliği ihmal edebilir. Yani, toplumsal beklentilere göre hareket etme eğiliminde olup, "ben kimim?" sorusunu derinlemesine sormadan, kendini "biz"in bir parçası olarak tanımlar. Önce "ben" olmayı öğrenmek... Bu ko...