Kayıtlar

Farkındalık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İlk Haiku Denemelerim - Ocak, 2026

Resim
Haiku, yalnızca kelimelerin belirli bir matematikle dizilmesi değil, aynı zamanda dünyaya bakışın en sadeleşmiş hâlidir. Japon edebiyatının bu kadim nazım biçimi, karmaşık duyguları ve geniş manzaraları, bir nefes alışverişi kadar kısa bir ana sığdırma sanatıdır. Şatafatlı betimlemelerden ve süslü söz oyunlarından arınmış olan haiku, okuyucuyu ve yazarı doğrudan "o anın" gerçeğiyle baş başa bırakır. Bu yönüyle şiir, sadece kağıt üzerinde kalan bir metin olmaktan çıkıp, bir yaşama biçimine dönüşür. Geleneksel olarak 5-7-5 hece yapısıyla bilinen bu form, ilk bakışta yazarı kısıtlayan bir engel gibi görünebilir. Ancak bu sınırlılık, aslında yaratıcılığı tetikleyen en güçlü unsurdur. Sonsuz kelime seçeneği arasından sadece en gerekli olanları seçmek, fazlalıkları yontmak ve düşüncenin özüne inmek gerekir. Bu dar kalıp, zihni dağınıklıktan kurtararak tek bir imgeye, tek bir duyguya veya doğadaki tek bir harekete odaklanmaya zorlar. Özünde doğayla derin bir bağ kurmayı barındıran h...

Nizam’ın Define Macerası: Bir Sentez Hikâyesi

Resim
Antik bir bilgelik arayıcısı olan Nizam, uzun yıllardır "Hakikat Sandığı"nın peşindeydi. Efsaneye göre, tüm evrenin sırlarını içinde barındıran bu sandık, doğru ellerde açıldığında sahibine sonsuz bir anlayış bahşedecekti. Nizam, hayatını bu esrarengiz sandığı bulmaya adamış, dağları, denizleri, unutulmuş tapınakları ve tozlu kütüphaneleri arşınlamıştı. Yorgun argın bir akşam, yıldızların altında dinlenirken, ruhunda yankılanan bir sesle irkildi: "Ne arıyorsun?" Nizam, gözlerini gökyüzüne dikerek fısıldadı: "Hakikati arıyorum." Ses devam etti: "Nerede arıyorsun?" Nizam, içindeki derin inançla yanıtladı: "Bir sandığa toplanmış, o sandığı arıyorum." Kalbi, sandığı bulduğunda tüm boşluklarının dolacağına dair umutla atıyordu. Hayalinde, ışıltılı bir kasanın açılışını, içindeki bilgeliğin parıldayışını canlandırıyordu. Mistik bir alanda duran, içinden ışık saçan o sandık, onun yıllardır süren arayışının somutlaşmış haliydi. netsentez Ancak ...

Sükûnet

Resim
Sükûnet zamanlarım: Nadiren hissettiğim ama tadına doyamadığım anlar… Geçmişin ve geleceğin donuklaştığı, ânın belirginleştiği; arzuların, tutkuların, umutların, beklentilerin, hedeflerin durulduğu, dibe çöktüğü; sakin, kıpırtısız, berrak bir zihinle sadece nefesimi, bedenimi ve bütünleştiğim dünyamı duyumsadığım zaman kesitleri… Kutsal varoluşla birlikte dalgalandığım anlar… 60’lı ve 70’li yıllarda okuldan dönünce evin duvarının kenarında bulunan derme çatma, çivileri küflenmiş, ağaçtan bir sedire otururdum uzun süre. Kuş sesleri arasında, rüzgârın ağaçların yaprakları ve meyveleri arasından süzülerek yüzüme vurduğu kokuyu içime çekerdim. Dalından kopardığım şeftaliyi iştahla yerken, batmaya yeltenen güneşi ve gökyüzünü izlerdim. Gün boyu neler oldu, yarın neler olacak? Hepsi kaybolurdu önümden. Yaşamın ve yaşadığımın tatlı farkındalığı açılırdı ruhuma. Varlığın bütünlüğünde varoluşumu hissederdim. Bir iki saat içinde, “Ödevlerine ne zaman başlayacaksın?” sorusuyla koşuşturma yeniden ...

Geçmişin Muhasebesinde İstikamet

Resim
Kişisel geçmişinize hangi yönde ilerliyorsunuz? Yönünüz yanlışsa geçmişin yükünü katlayarak artırırsınız. Yönünüz doğruysa çözümlersiniz, geçmişi aşarak özgürleşirsiniz, hafiflersiniz... İleri yaşlarda yol alan bizler için andan kopup geçmişe kaymak çok kolaydır. Artık sona yaklaştığımız için ve ne yapabileceksek şimdiye kadar yapmış olduğumuzdan kendimizi gelecekten uzak tutarız. Erken yaşlarda olanlar daha çok gelecek odaklıdır. Ama onların da geçmişe baktıkları olur, olmalıdır. Yazımız geçmişe olan yolculuklarla ilgilidir. Maziye daldığımızda olumlu, olumsuz ve nötr anılar vardır. Hayat akışında aldığımız yerinde kararlar, gösterdiğimiz başarılar, sevgi dolu arkadaşlıklar, egonun sıvazlandığı durumlar vb. olumlu anılarımızdan sadece birkaçıdır. Yanlış kararlar, yenilgiler, egonun hırpalandığı küçük düşmeler vb. olumsuz anılarımızdandır. Geçmiş yaşamın muhasebesini yapmak daha sağlıklı bir ruh hali, huzur ve neşe getirecektir, gelişerek değişmenizi sağlayacaktır. Ancak bir şartla: Uy...

Tanrı Nerede?

Resim
Seyyah olup şu alemi gezeriz ve bir dost bulamadan gün akşam olur. Bilmeyiz ki dost tüm alemle birlikte içimizdedir: Nirvana… En yakındır ama onu en ırak ederiz. Nerelere gitmeyiz ki!.. Yürüyüşe, tatile, sohbete, camiye, meyhaneye?!.. Sosyal medyaya gideriz, okumaya, yazmaya gideriz. Pek farkında olmadan çoğu zaman geçmişe gideriz, geleceğe gideriz. Düşüncelerin, hayallerin, kurguların peşinden sürükleniriz. Susamayan geveze zihin, duramayan kıpırdak beden daima işbaşındadır, ardı sıra taşır bizi. Arzuların, dürtülerin, alışkanlıkların gönüllü kölesi olarak gezer dururuz. Tüm gezi hengâmesi içinde duyamadığımız bir ses vardır içimizde. “Gel beriye beriye!” der. Şimdiye ve kendimize çağırır bizi... Her yolculukta yanı başımızdadır, ama ona hiç uğramayız. Ah uğrayabilsek biraz! Her şey oradadır. Bedenden, düşüncelerden, bellekten, duyulardan, duygulardan, zamandan özgür bir yerdir orası. Yunus’un “Bir ben vardır bende benden içeru” dediği mekândır. İşte kutsallık, huzur, sükûnet, ebedi g...