Kayıtlar

Kadim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İlk Haiku Denemelerim - Ocak, 2026

Resim
Haiku, yalnızca kelimelerin belirli bir matematikle dizilmesi değil, aynı zamanda dünyaya bakışın en sadeleşmiş hâlidir. Japon edebiyatının bu kadim nazım biçimi, karmaşık duyguları ve geniş manzaraları, bir nefes alışverişi kadar kısa bir ana sığdırma sanatıdır. Şatafatlı betimlemelerden ve süslü söz oyunlarından arınmış olan haiku, okuyucuyu ve yazarı doğrudan "o anın" gerçeğiyle baş başa bırakır. Bu yönüyle şiir, sadece kağıt üzerinde kalan bir metin olmaktan çıkıp, bir yaşama biçimine dönüşür. Geleneksel olarak 5-7-5 hece yapısıyla bilinen bu form, ilk bakışta yazarı kısıtlayan bir engel gibi görünebilir. Ancak bu sınırlılık, aslında yaratıcılığı tetikleyen en güçlü unsurdur. Sonsuz kelime seçeneği arasından sadece en gerekli olanları seçmek, fazlalıkları yontmak ve düşüncenin özüne inmek gerekir. Bu dar kalıp, zihni dağınıklıktan kurtararak tek bir imgeye, tek bir duyguya veya doğadaki tek bir harekete odaklanmaya zorlar. Özünde doğayla derin bir bağ kurmayı barındıran h...

Tanrı’nın Egemenliğinde Adalet

Resim
Tanrı’nın egemenliğinde olan bu hayatta, iyi ya da kötü her şey, sonunda mutlak adalet ve hukuk kurallarına göre sahibini buluyor. Ancak bu yüce adaleti, egolarımızın egemenliğindeki dar ve körleşmiş bakış açısıyla kavrayamayız. Dünya gözüyle bakıldığında çoğu şey rastlantı, haksızlık ya da tesadüf gibi görünür. Oysa perde arkasında işleyen daha derin, daha adil bir düzen vardır. İnsan, kendi gururu ve nefsine yenildiğinde başkalarıyla boş yere uğraşır, haksız yere didişir. Ben de zamanında sırf fesatlıkları ve şişmiş ama içi boş egoları yüzünden benimle uğraşanların bir kısmına kendi cezamı verdim. Ama gördüm ki büyük çoğunluğunu Tanrı zaten cezalandırıyor. O an anladım ki en iyisi işi Tanrı’ya bırakmakmış. Onlarla uğraşmaya değmezmiş; enerjiyi heba etmeye hiç gerek yokmuş. Tanrı'nın Egemenliği Tanrı beni de cezalandırdı. Demek ki hak etmişim. Ne kendime ne de hak ettiklerini yaşayanlara acıyorum. Çünkü biliyorum ki biz insanlar çoğu zaman kendi yaptıklarımızın bedelini öderiz; az...

Nerede kaybettik, nerede arıyoruz?

Resim
İçimizde bulamadığımız bahar ve huzuru, hiçbir mevsim, hiçbir şey, hiçbir kişi bize bağışlamaz. Sevgimizi, mutluluğumuzu, huzurumuzu, dürüstlüğümüzü, ilkelerimizi, vicdanımızı, değerlerimizi...nerede kaybettik, nerede arıyoruz? Bir Zen öyküsü düştü aklıma. Hatırladığım kadarıyla özetleyeyim. Azize bir kadın varmış. Akşam üstü, evlerin içinde havanın iyice karardığı, dışarının alacakaranlık olduğu bir zamanmış. Sokakta yere iki büklüm eğilmiş, bir şey arıyormuş. Birkaç kişi yanına gelmiş, sormuşlar: - Ne arıyorsunuz Üstade? - İğnemi kaybettim onu arıyorum. - Nerede kaybettiniz? - Evin içinde! - Peki niçin burada arıyorsunuz? - Ama içerisi çok karanlık! İçimize dönmek, içimize bakmak, kendimiz olmak, kendimizle yüzleşmek, bütün olmak, kendimizi affetmek, kendimizi kabul etmek, kendimizi sevmek… uzar gider, söylendiği kadar kolay değildir. İçlerimiz çoğumuz için karanlıktır/karmakarışıktır. Oradan kaçarız. Bu yüzden mutluluğu, sevgiyi, kutsallığı dışarıda ararız. Oy...

Erdem ve Hakikat Üzerine Bazı Düşünceler

Resim
Bu yazıda antik çağlardan günümüze uzanan bazı manevi/spritüal/dinî felsefe ve öğretilerin yaklaşımlarına göz atıyoruz. Kutuplaşmanın derinleştiği zamanımızda bu yaklaşımların dikkate alınması yangının hafiflemesine katkı sağlayacaktır. Yazımız şu soruların farklı cevapları etrafında dönmektedir: Anlayış göstererek ve kabul ederek birbirimizi nasıl hoş göreceğiz? İyi ve kötü birbiriyle nasıl karışıyor? Egolar ve nefisler hakikat ve erdemi nasıl tahrip ediyor? Dürtüler ve duygular karşısında akıl ve mantık nasıl etkisiz hale geliyor? Dikkat, odaklanma ve farkındalıkla kendimizin ve evrenin hakikatini anlayabilir miyiz? Gurur, kibir, çıkarcılık, öfke, zorbalık, saldırganlık gibi olumsuz duygu ve davranışların ilacı olarak unutulmaz tevazu örnekleri var mıdır? Kendimizi bilebilir ve sevebilir miyiz? Kendimizi sevmenin çevremize yansımaları nelerdir? Hoşgörü Gelin birbirimizin kültür, inanç ve görüş farklılıklarını anlayış ve hoşgörü ile karşıla...