Kayıtlar

Doğallık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sükûnet

Resim
Sükûnet zamanlarım: Nadiren hissettiğim ama tadına doyamadığım anlar… Geçmişin ve geleceğin donuklaştığı, ânın belirginleştiği; arzuların, tutkuların, umutların, beklentilerin, hedeflerin durulduğu, dibe çöktüğü; sakin, kıpırtısız, berrak bir zihinle sadece nefesimi, bedenimi ve bütünleştiğim dünyamı duyumsadığım zaman kesitleri… Kutsal varoluşla birlikte dalgalandığım anlar… 60’lı ve 70’li yıllarda okuldan dönünce evin duvarının kenarında bulunan derme çatma, çivileri küflenmiş, ağaçtan bir sedire otururdum uzun süre. Kuş sesleri arasında, rüzgârın ağaçların yaprakları ve meyveleri arasından süzülerek yüzüme vurduğu kokuyu içime çekerdim. Dalından kopardığım şeftaliyi iştahla yerken, batmaya yeltenen güneşi ve gökyüzünü izlerdim. Gün boyu neler oldu, yarın neler olacak? Hepsi kaybolurdu önümden. Yaşamın ve yaşadığımın tatlı farkındalığı açılırdı ruhuma. Varlığın bütünlüğünde varoluşumu hissederdim. Bir iki saat içinde, “Ödevlerine ne zaman başlayacaksın?” sorusuyla koşuşturma yeniden ...

Dürüstlük, Bütünlük ve Sevgi

Resim
Freud, bir yerlerde, en çok sakladığımız (bazen kendimizden bile) gerçekliğimizin herkeste ortak olduğunu söylüyordu. Jung, belki biraz daha farklı olarak kolektif (ortak) bilinç altından ve gölge benliklerden bahsediyordu. Kendimizi oralara ittikçe, bastırdıkça, içimize attıkça, inkâr ettikçe sahte benliklere bürünürüz. Sanki mükemmel, kusursuz, hatasız, kedersiz, mutlu, daima doğru, daima haklı, daima iyi… Hep sırıtır bunlardan bir şeyler zaman zaman. Ama toplumda çoğunluk, mükemmel olduğunu iddia ettiği için ve bizi de böyle olmaya zorladığı için madalyonumuzun negatif yüzünden korkar ve kaçarız. Ne gerek var saklanmaya kendimizden, insanlardan! Neşeyle kederin, üzüntüyle sevincin, acıyla zevkin, nefretle sevginin, başarıyla başarısızlığın, mutlulukla mutsuzluğun, doğrularla yanlışların karışımından ibaret değil miyiz(?) Zıt kutupların yani… İçimizdeki güneşi pozitif yanımıza olduğu kadar negatif yanımıza da çevirdiğimizde gerçekten aydınlanmış oluruz. Ardından kabullenme, kendinle ...

Söze Süzülenler 2022

Resim
Yok; yokmuş...  Var; bir varmış,  bir yokmuş...  Aslında o da yokmuş.  Hayat masalmış...  Merhaba Aydınlık Aydınlığa özendi yaşam. Anladı güneş. Şafağa bezendi yavaş. Mavinin ardına çekildi uzak yıldız. Buradayım dedi beyaz bulut. Nefes aldı umut. Gerdi kanatlarını martı. Yuvasında şakıdı guguk. Saldı ruhunu yeşil... Güneşten, buluttan, ağaçtan, çiçekten, kurttan, kuştan, topraktan, umuttan can getirdi rüzgar. Günaydın... Merhaba aydınlık... Bulut Aşığın yüreği buluttur. Tesellisi hayaldir, umuttur. Dökülür, yağar… Güzel görür, gözüne kaşına yağar. Özgürlüğe öykünür, gökte kuşuna yağar. Mevsimin sonbaharına, kışına yağar. Toprağı özler, kayasına taşına yağar. Hüzne sarılır, mahzun gözün yaşına yağar. Nizami hep tek başına yağar. Yalnızlığı kucaklar, boşuna yağar. Serap Ne kaşta ne gözde Ne övgülü birkaç sözde Biriz hem yokuşta hem düzde ...

Çocuk Doğası- Yaşam Enerjisi

Resim
Neden çocuklar neşeli ve sevimlidirler? Hangi koşullarda olurlarsa olsunlar nasıl oluyor da yaşam enerjisiyle dopdolu oluyorlar? Çünkü onlar doğallıklarını yaşıyorlar. Toplumun onları doğallıklarından koparan dayatmalarını henüz edinmediler. Adobe Stock tarafından lisanslandı. Toplum, kültürünü, inançlarını, değerlerini kopyala/yapıştır yöntemiyle çocuklara dayatır. Ne yazık ki bu gereklidir. Çocuk aktarılmaya çalışılanları deneyimleyerek, hissederek, yaşayarak edinmez; bir nevi ezberler. Süreç içinde doğallığını/gerçeğini/özünü baskılamayı öğrenir. Sahte kişiliklere/maskelere bürünür. İkiyüzlü olur. Bir tarafta gerçeği diğer tarafta sahteyi birlikte yaşar. Parçalanır, bütünlüğünü kaybeder. Çirkinleşir. Eğer doğallığını bilinç altına itecek kadar bastırırsa artık yaşayan bir ölüdür, robottur. (Kişilik-Personality kavramı Latince maske anlamından geliyor.) Davacıyım!.. Okulu, kitabı, mesleği, toplumu, hayatı şikâyet ediyorum sevgiliye… Katlettiler çocukluğumu diye!.. Baskılanan doğallık...