Kayıtlar

Denemelerim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yankı'nın Yolculuğu

Resim
"Ben" olmayı öğrenemeden "biz" olmaya koşullanmışsınız! * * * Bu ifade, bireyin kendi kimliğini, isteklerini ve ihtiyaçlarını tam anlamıyla tanımadan, toplumsal veya grup kimliği içinde eriyerek yaşamaya yönlendirildiğini anlatıyor. "Ben" olmayı öğrenmek, bireyin kendi özünü, özgünlüğünü, arzularını ve sınırlarını tanıması ve geliştirmesi anlamına gelir. Ancak bu, toplumsal normlar veya aile, çevre gibi dış faktörler nedeniyle geri planda kalabilir. "Biz" olmak, toplumsal ya da grup aidiyetine vurgu yapar. Kişi, kendini birey olarak keşfetmeden, bu grup aidiyetine öncelik verir ve bu süreçte bireysel kimliği ihmal edebilir. Yani, toplumsal beklentilere göre hareket etme eğiliminde olup, "ben kimim?" sorusunu derinlemesine sormadan, kendini "biz"in bir parçası olarak tanımlar. Önce "ben" olmayı öğrenmek... Bu ko...

Sükûnet

Resim
Sükûnet zamanlarım: Nadiren hissettiğim ama tadına doyamadığım anlar… Geçmişin ve geleceğin donuklaştığı, ânın belirginleştiği; arzuların, tutkuların, umutların, beklentilerin, hedeflerin durulduğu, dibe çöktüğü; sakin, kıpırtısız, berrak bir zihinle sadece nefesimi, bedenimi ve bütünleştiğim dünyamı duyumsadığım zaman kesitleri… Kutsal varoluşla birlikte dalgalandığım anlar… 60’lı ve 70’li yıllarda okuldan dönünce evin duvarının kenarında bulunan derme çatma, çivileri küflenmiş, ağaçtan bir sedire otururdum uzun süre. Kuş sesleri arasında, rüzgârın ağaçların yaprakları ve meyveleri arasından süzülerek yüzüme vurduğu kokuyu içime çekerdim. Dalından kopardığım şeftaliyi iştahla yerken, batmaya yeltenen güneşi ve gökyüzünü izlerdim. Gün boyu neler oldu, yarın neler olacak? Hepsi kaybolurdu önümden. Yaşamın ve yaşadığımın tatlı farkındalığı açılırdı ruhuma. Varlığın bütünlüğünde varoluşumu hissederdim. Bir iki saat içinde, “Ödevlerine ne zaman başlayacaksın?” sorusuyla koşuşturma yeniden ...

Mutluluk Nerede?

Resim
Şiddetli yoksulluk, hastalık gibi acı görünen gerçekler içinde yaşayan insanların birçoğunun, sizin gibi sağlıklı ve yeterince varlıklı insanlardan daha huzurlu ve mutlu olduğuna dikkat ettiniz mi? Dairemin penceresinden baktığımda uzaklarda dizi dizi çöp kabinlerinin olduğu bir alana ara sıra gözüm takılır. Orada iki tekerlekli bir arabaya at gibi koşularak yanaşan kadın erkek pek çok insan görürüm. Çöpleri karıştırırlar; mukavva, plastik, şişe gibi çöpleri seçerler, küçük arabalarına atarlar. Geri dönüşüm için çok küçük ücretlerle satacaklardır. Yağmurlu bir gündü; balkonda sigara içiyor, yağmuru seyrediyordum. Kendisi ve arabası yağmurdan yavaş yavaş ıslanan bir çöp toplayıcı, yüklü arabasına önden koşulmuş olarak geldi, yorgun bir şekilde balkonumun hemen aşağısındaki ağacın altına siperlendi. Keyifle oturdu, bir sigara yaktı, yağmur damlalarıyla karışmış terini eliyle sildi. Bir türkü tutturdu: “Kaşların arasından domdom kurşunu değdi…” Bir türkü daha, bir sigara daha… Ne kadar da...

Kardan Adam- Çocukluğumuzun İdolü

Resim
Anıların sıcaklığı, hayallerin rengi, kurguların deseni hücrelerimizin en ücra köşelerine kadar tüm varoluşumuzu kuşatır. Dokunuruz onlara; koklarız, tadarız… Pek çok şey hisseder, pek çok şey düşünürüz. Günlük koşuşturmaya bir süreliğine ara verdiğimizde kesintisiz işleyen zihnimizle ve yüreğimizle kucaklaşırız. Her karede bambaşka oluşlar akar durur... Yüklü bulutlardan dökülen damlalar toplanır, akar hayatın iliklerine. Kuru toprağa akar, besler; çiçeğe, ağaca akar, yeşertir; kurda, kuşa, böceğe akar, yaşatır… Akmasa ne kıymeti olur ki(?) Zihinden ve yürekten dökülen damlalar da akmalı bir yerlere! Duygular, düşünceler de nazma akar, nesre akar, serbest dizelere akar, tuvale akar, heykele akar, notaya akar; gıda olur ruhlara… Akmasa ne kıymeti olur ki(?) İçedönük, düşüncelerin girdabında seven, sevinen, kederlenen, öfkelenen, coşan biriyim. Sıradan vatandaş seviyesinde zaman zaman kendimi nesre, serbest dizelere dökerim. Daha doğrusu, bir de bakarım kendiliğinden akıvermişim. Eylemi...

Elveda 2021

Resim
Gün iyi geçsin geçmesin akşam başını yastığa koyduğunda yorgun zihninde günün acı tatlı hatıraları uçuşur. An olur ayrıntılardan birine takılır, içine dalar, boğulursun. Benzerleri bana da gel der. Bir ona bir buna koşarsın. Sağa sola dönüp durursun. Uzaklarda bir yerde belli belirsiz umut kıvılcımları nefes bekler, köpürmek için… Derin derin içine çekersin onları, huzurun ateşi bedeninin her zerresini ısıtır. Tatlı bir uykuya dalarsın. Yeni güne diri ve dingin uyanırsın. Dünden daha iyisindir. Yarın daha da iyi olmak üzere… Dünyamız kendi etrafında döner; gün olur, gece olur. Güneşin etrafında döner; bahar olur, yaz olur, kış olur. Meltemiyle, fırtınasıyla, soğuğuyla, sıcağıyla yıl olur. Ey nizami! Kendi etrafında dönersin tekâmül olursun, olgunluk olursun, şükür olursun. Dünyanın etrafında dönersin tecrübe olursun, öğrenme olursun, gelişim olursun. Bazen acı olursun, pişmanlık olursun, suçluluk olursun, öfke olursun… kim bilir, belki anlayış olurs...