Ana içeriğe atla

Söze Süzülenler 2018

2018 yılında gönlümden dökülen sözleri bu blog yayınında topladım.

Bazen duygular ağır basar
Bazen kelimeler
Kavuşurlarsa ne alâ
Yoksa duygular öksüz
Kelimeler öksüz

Unuttuklarımız

Yağmurlar yükleriz gönlümüze 
Yaşadıkça 
Severiz bağlanırız biz oluruz 

Yıldırımlar yükleriz öfkemize
Yaşadıkça
Kızarız haykırırız biz oluruz

Fikirlerimiz vardır beynimizde
Kara bağırlarda şehitlerimiz
Unuttuklarımız

Davet var

An gemidir zaman denizinde
Biletli yolcuların ayakları basmaz
Hepsi geçmişin geleceğin izinde

Yolcular uzaktan bakar
Sırtlarında yüklü
biten ve olmayacaklar
An çok yolcusu varmış gibi akar

Davet var an'dan
Hiçbir yere giden yolculara
Yaşamdan

Umut

Demir alalım
Umutsuzluk limanından
Asılalım küreklere
Açılalım yüreklere
Güzellikler ummanından

Gemi

Gemiyim
Bitmez görünen kotamda
Dalgalarda
Onlar kendi ben kendi rotamda
Elde hatıralar
Gönüller hatırlar
Dokunuşlar benden ve onlardan

Otel odaları

Bir varsın bir yoksun
Devamdan yoksun
Çıkışta yayından fırlayan oksun
Şimdi nereye otağ kursun
Otursun

Gelen sendin, şimdi gidensin
Gönlün yeni odalar beğensin

Odalar loş, farklı olur rengi
Yoktur içlerinde ahengi
Hayatın kendisi onların dengi
Bir varsın bir yoksun

Dem

Yine eskilere uzandım
Güzellikleri yazandım
Başkaları karışınca
Yazdıklarımı bozandım

Dem
Çıkmasını beklediğim yerdeydim
Çantası elimde
Zamanın bozduğu şarkılar dilimde
Şimdi başkası var kolunda
İstanbul sokakları ve O
Kendi yolunda

Dem dem dem
Gönlüm yine demlendi
Gözlerim hafiften nemlendi

Sen ben

Sende beni gördüm
Derinlerde unuttuğum
Ama düşmandım sana
Oysa dosttun bana

Doğruları haykırdın
Unuttuğum sestin
İçimde

Düşün
Belki ben de senim
Derinlerde unuttuğun

Serap

Gönlümün sonbaharı
Eyledi harap
Yorgunum
Ruhum bitap
Avuttu canımı sevgi
Yudum yudum şarap
Kupkuru toprağa serpilen su
Sadece serap

İnsan

Şüpheler, sorular, kaygılar
Çok sürmez
Aradığını bulur
Uygular
Değişir algılar
Mutlu olur

Çok sürmez
Belirir yine endişe
Kavga diş dişe
Sorgular öze, dosta, eşe
Şüpheler, kaygılar

Fena fil [Facebook]

onlardan biri
var mı onların arasında
"biz" diyorsun onlar adına
"sen" var mısın onların arasında
onları tanıyorum da
onlardan hiç birini tanımıyorum
seni tanımıyorum
sen kimsin
biliyor musun
ben bilmiyorum

Ortak kaygı

Yazılanlar ayrı
Arzu aynı
Ben de varım
Ortak kaygı

Şunlardan farklıyım
Öyleyse varım
Bunlarla aynıyım
Öyleyse varım
Aynı kapı

Çıplak ben

Haksızlıklar
Hırpalanmalar
Aldatılmalar
İhanetler
Elde kalan sadece yalnızlıklar
Teşekkürler herkese
Derslerle "giydirilmiş ben"
değişe de
Mutlak hakikatin mekanı
"çıplak ben"
hala aynı

Döngü

Olaylar tane tane
Kum gibi yığılmış zihnime
Benden başka kime ne

Hatıralar canlanınca
Gönlüm kararınca
Dönüyor atlı karınca
Beni benden alınca
O yerinde kararınca

Giden ben
Andan
Hayattan

Yalnızlık

Yalnızlık güçtür, zordur
Yalnızlık enerjidir, kordur
Kan kırmızı yalnızlıklar
Talim ediyorum, göz yaşıma
Ateşi okuyarak tek başıma

Tek çift

Emir Sultan minareler çift
Balkonda ben tek
Koltuklar çift
Oturan tek

Rakı ve su, iki bardak
Çift
İçen tek

Göz çift, kulak çift
El çift, ayak çift
Kalp tek, beyin tek

Sabah çok, akşam çok
Yıldız çok
Güneş tek
Sevgili çok
Seven tek

3 Temmuz, 1999
Işıklar, Bursa

Gönlüme kış geldi

Geceler boyu kararan gönlüm
Günle aydınlığa varan gönlüm
Kışla birlikte
Geceleri de ağaran gönlüm

Resim Johannes Plenio tarafından Pixabay'a yüklendi

Düşünceler

Akıyor düşünceler lavlar misali
Kızgın alev duman saçarak
Gerçeklerin ötesine kaçarak

Koştuklarında hayalin doruğuna
Girdiklerinde karamsarlığın koruğuna
Tehlike başlıyor

Çok uzadılar
Kesilmeli
Saç gibi, sakal gibi
Vazgeçebilmeli

Cesaret

Hapisten bir kaçak
Elinde keskin bıçak
Öldürmeye geliyor
Korkuyorum
Olan olacak

Kader hançerini
Köklüyor gönlüme
Lime lime

Korktuğuma değmedi
Artık korkmuyorum

Kalıplar

Kalıplara girdim alçı tasıyla
Kimi neşeyle kimi tasayla
Bazen irademle bazen yasayla

Şekillere büründüm
Onlar gibi göründüm

Donmadım
İyileri aldım
Kötüleri bıraktım

Su gibi aktım berrak
Kendi yolumda
Netsentez

Yaşamak

Sahilde yaşamak
Dağ evinde yaşamak
Villada yaşamak
Lüks içinde yaşamak
Güzel insanlarla birlikte yaşamak
Zihin kirliyse anlamsız
Her yere kendimizi de götürürüz

Kafayı temizlemek lazım
Duru, berrak, arı, saf, temiz olmalı
Samanlık o zaman seyran olur

Devrimler devrilmesin

Gözlemin deneyin bilgisi
Hor görülmesin
Devrimler devrilmesin

Tabibin cerrahın işi
Üfürükçüye verilmesin
Devrimler devrilmesin

Akıl nakil yorumunda
Akıl gözardı edilmesin
Devrimler devrilmesin

Güzelim Cumhuriyet
Yeni Saltanata çevrilmesin
Devrimler devrilmesin

Kurşun gibi ağır kasvet
Memleket sana hasret
Anıyoruz
Arıyoruz

Türk kan

Kanalı kanalı gönüller kanalı
Hayata açılan pencerenin kanalı
Sahte benliklere kanalı
Kendinden geçip memleket için yanalı

Gün kan, Türk kan
Gönüller volkan
Coşuyor an be an
Dayan bre ülkem dayan

Yolculuk

yolculuk
kelimeden cümleye
cümleden paragrafa
paragraftan kitaba
kitaptan kütüphaneye

yolculuk
slogandan fikre
fikirden kültüre
kültürden medeniyete

yolculuk
uzaklardan Anadolu’ya
Anadolu’dan uzaklara
tarihten bugüne
bugünden tarihe

yolculuk
öteden beriye
beriden öteye

yolculuk
tepkiden etkiye
kızıl elmaya
nizamı aleme

Anadolu

Üç kıta’ya kuruldum
Sırtımdan vuruldum
Kendi efkarımda duruldum

Yedi iklimden geçtim
Yurdum Anadoluyu seçtim

Ufuklar kazanacak

Dar koridorlarda çalıştım
Dar görüşlere alıştım
Duvarları aştım
Ufuklara ulaştım

Görüşler kapıştı
İş güç bir yana
Birbiriyle çatıştı
Bu mecradaki akıştı
Yayıldı dalga dalga
Memleket karıştı

Umut
Ufuklar kazanacak
Zihinlere ruhlara
Işıklar kazınacak

Dini sen sandım

Ben dedin
Her şeyi bilirim
En büyük benim
73 fırkadan
Müjdelenen
Kurtulan benim

Dahası
Haşa Hak benim
Hukuk benim
Çıkar benim
Gurur benim
Kibir benim

Dini sen sandım
Sana baktım
Sandıklarına
Ve sonra olduklarına
Dediklerine
Ve sonra ettiklerine

Kaçtım
Senden ve dininden
Senin dinin sana
Benim dinim bana

Kısa kısa

Her şey akar gider
Yanar söner
Tebdilde her an
Öz Benlik, Kalp, Ruh
Baki mekan

Müsademe-i efkar nihayet bulmuş
Kuvve-i nefsaniye hakkaniyet olmuş
Barika-i hakikat yerine
İtaat-ı şahsiye konmuş

Karşıyı tasvir etmem
Tersinden enerji yüklemem
Beslemem
Kendi duruşum
Karşı oluşum

Suyun
Toprağın
Güneşin yok
Koparma dalından
Bırak açsın kendi halından

İnşa damla damla
Kederle gamla
Olay
Yıkım kepçeyle
Öfkeyle
Kolay

Kaç şişe
Kaç kitap
Devirdim
Şişelerle devrildim
Kitaplarla evrildim

Alacaklarım var benden çalınan
Güneşin doğduğu yerden geliyorum
Battığı yere gidiyorum

Değişen bir şey yok
Her şey aldatmaca
Ayasofya'da ezanım okunmuyor
Kandil'de bayrağım dalgalanmıyor
Oynuyorlar köşe kapmaca

Oruç gibi
Tuttum seni ırağımda
İftarımı mahşerde açacağım
Saf ruhunla

Resim Grigio Titanio tarafından Pixabay'a yüklendi

Bu blogdaki popüler yayınlar

Söze Süzülenler 2020

2020'de gönlümden dökülenler... Param parça serptim Kendimi Hep azaldım Ekerken biçerken Kendime noksan Toprağa tam Tarikatım parmak izim Keşke olsa Sizinki sizin Benimki nizamizm Bana Yuh Ey Şüheda Sen vefakâr Sen cefakâr Sen fedakâr Ben aksesuar Sen numune-i imtisal Ben hantal global Sen Hakka vezir Ben dünyada rezil Sen şiir yazmadın Şehit mezarı kazmadın Paylaşımlara bakmadın Sen savaştın Ben paylaştım Sen fiil Ben iskambil SEN YÜCE RUH BANA YUH Sen Açtın Tohum tohum Çöl vahaya Göl yoğurda Çaldı Gittin Yudum yudum Çöl vaha Göl yoğurt Kaldı Mektup Mektup deyince Zihnime sen düşersin Asaletini okurum satırlarında  Ölü toprağı eşersin O mektupları yaktım  Sadece satır araları kalmış Öyle bir baktım Karalanmış, yaralanmış Albümlerden Bende kalan Yangınmış Seni yaratanla buluştum İşaretine kavuştum

Yağmur

Uzunköprü Muradiye Camisinin bahçesindeki çay ocağında 15 Ekim 1981 tarihinde deftere dökülen duygularım ve düşüncelerim... Bir taraftan çayını yudumluyor, diğer taraftan elinde yanan sigarasını derin derin içine çekiyordu. Ocakta kaynayan çayın buharından kahvehanenin camları buğulanmıştı. Buna rağmen oturduğu masadan dışarısını görebiliyordu. Sağanak halinde yağan yağmur camlara vuruyor, çakan şimşekler yarı karanlık odayı bir müddet aydınlatıyor, gök gürültüsü masaları titretiyor, camları zangırtatıyordu. Yağmurlu havayı çok severdi. Dışarı çıkıp yağmurun altında sırılsıklam olmak onu rahatlatacaktı. Kalkmak ve ıslanmak cesaretini gösteremedi, hareketsiz bir şekilde gözleri dışarıda düşüncelere daldı. Yağmur tanelerinin geldiği gökyüzünü düşündü. Sonra güneşi, atmosferi ve kainatı... İnsanoğlu tepesinde gök çatlamadan kafasını yukarıya kaldırıp oralarda nelerin olup bittiğini merak etmiyordu. Bugünkü gafletinden kurtulmak için de kıyameti ve arkasından cehennemi mi bekliyor?  Yeme