Ülkemizde demokrasinin işlerlik kazanması için vatandaşların bireysel kimliklerine geri dönmesi gerekir. Sürüler hâlinde muhalif olmak, sürüler hâlinde taraftar olmak objektifliğe, gerçekleri görmeye en büyük engeldir. Çünkü grupların, bireysel kimlikleri öteleyen manyetik etkileri vardır. Bu etki, kişiliklerin, karakterlerin, ilkelerin, değerlerin ve tutarlılığın yok olmasına yol açar, insanları kontrol mekanizmalarının piyonu hâline getirir. En fazla gizlediğimiz özelliklerimiz en fazla ortak özelliklerimizdir. Bireysel kimlikleri yaşayabilmek, birlik ve beraberliğin en demokratik ve en dürüst yoludur. Kendinden vazgeçmeden birlik ve beraberliğe doğru... Ülkemizde demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve toplumsal barışın tesis edilebilmesi için, bireylerin kendi kimliklerini ön plana çıkarması büyük önem taşır. Ne yazık ki, günümüzde sıklıkla gördüğümüz bir eğilim, insanların sürü psikolojisiyle hareket etmesi ve bu şekilde ya muhalif ya da taraftar olarak kendilerini konumland...
"Ben" olmayı öğrenemeden "biz" olmaya koşullanmışsınız! * * * Bu ifade, bireyin kendi kimliğini, isteklerini ve ihtiyaçlarını tam anlamıyla tanımadan, toplumsal veya grup kimliği içinde eriyerek yaşamaya yönlendirildiğini anlatıyor. "Ben" olmayı öğrenmek, bireyin kendi özünü, özgünlüğünü, arzularını ve sınırlarını tanıması ve geliştirmesi anlamına gelir. Ancak bu, toplumsal normlar veya aile, çevre gibi dış faktörler nedeniyle geri planda kalabilir. "Biz" olmak, toplumsal ya da grup aidiyetine vurgu yapar. Kişi, kendini birey olarak keşfetmeden, bu grup aidiyetine öncelik verir ve bu süreçte bireysel kimliği ihmal edebilir. Yani, toplumsal beklentilere göre hareket etme eğiliminde olup, "ben kimim?" sorusunu derinlemesine sormadan, kendini "biz"in bir parçası olarak tanımlar. Önce "ben" olmayı öğrenmek... Bu ko...