Ana içeriğe atla

Söze Süzülenler 2020

2020'de gönlümden dökülenler...

Param parça serptim
Kendimi
Hep azaldım
Ekerken biçerken
Kendime noksan
Toprağa tam

Tarikatım parmak izim
Keşke olsa
Sizinki sizin
Benimki nizamizm

Bana Yuh

Ey Şüheda
Sen vefakâr
Sen cefakâr
Sen fedakâr
Ben aksesuar
Sen numune-i imtisal
Ben hantal global
Sen Hakka vezir
Ben dünyada rezil
Sen şiir yazmadın
Şehit mezarı kazmadın
Paylaşımlara bakmadın
Sen savaştın
Ben paylaştım
Sen fiil
Ben iskambil
SEN YÜCE RUH
BANA YUH

Sen

Açtın
Tohum tohum
Çöl vahaya
Göl yoğurda
Çaldı
Gittin
Yudum yudum
Çöl vaha
Göl yoğurt
Kaldı

Mektup

Mektup deyince
Zihnime sen düşersin
Asaletini okurum satırlarında 
Ölü toprağı eşersin
O mektupları yaktım 
Sadece satır araları kalmış
Öyle bir baktım
Karalanmış, yaralanmış
Albümlerden
Bende kalan
Yangınmış
Seni yaratanla buluştum
İşaretine kavuştum

Doğanın Öfkesi

nefes aldın
temiz
geri verdin
necis
renk, şekil, şemal, cüsse
kapkara ışıdı
aslını taşıdı
almadın hisse
öncekilerden

Kafes

Kafes ördüler
Sana bana
Örümcek misal
Akın akın daldık ona
Gördüler, övdüler
Hasret kaldık
Özgürlüğe
Ütopya visal
Sen sen değil
Ben ben değil
Çarpıyorsun eğil
Sen kafes
Ben kafes
Her nefes

Sor

Sevabı evliyadan değil
Tövbekârdan sor
Günahı riyakârdan değil
Cüretkârdan sor
Cesareti isyankârdan değil
Fedakârdan sor
Adaleti sitemkârdan değil
Zülfikârdan sor

Allah

ne geçmişte, ne gelecekte
O şimdide ve burada
ne yukarıda, ne aşağıda,
ne gökte ayrı
ne varlıktan gayrı
O şimdi burada, her şeyde, her yerde

Kısa Kısa

Bandırma vapuru pistinde
Yenilmişliğin çamuru zihninde
Zaferin hamuru fikrinde
Bastı ayağını makus talihe
Koştu Türk'e mahsus atiye

Ey Fikir
Ey Din
Ey Bayrak
Ey Türk
Çözsem seni bir kere
Uçsan göğsünü gere gere
Gönlünün götürdüğü yere

Sen/Ben yüküyle yerin dibinde
Şeytanın ininde
Sen/Ben hiçliğiyle bulutların üstünde
Yıldızların izinde

Dersimi Yunus'tan aldım
Sevinmedim varlığa
Yerinmedim darlığa
Kendi halimde kaldım

Ben zaten seninim
Sen zaten benimsin
Ne diye gerekesin bana

Zaman sonsuzmuş
Kocaman yalan
Sonsuzsa nasıl aşıldı
Geçmiş zaman
Aşıldıysa mazi
Aşılacak müstakbel
Yegane hakikat an

Az işaret
Zan olur beşaret
Olmasa da şahadet

Eskiden
Maharet çok
Meydan yoktu
Ustalık iyi
Alet kötüydü
Şimdi
Meydan bol
Maharet dar
Alet mütekamil
Ustalık mütenakıs

Sahihe vasl için
tashih lazım
Lakin musahhih meçhul

Resim Şahin Sezer Dinçer tarafından Pixabay'a yüklendi

Bu blogdaki popüler yayınlar

Söze Süzülenler 2018

2018 yılında gönlümden dökülen sözleri bu blog yayınında topladım. Bazen duygular ağır basar Bazen kelimeler Kavuşurlarsa ne alâ Yoksa duygular öksüz Kelimeler öksüz Unuttuklarımız Yağmurlar yükleriz gönlümüze  Yaşadıkça  Severiz bağlanırız biz oluruz  Yıldırımlar yükleriz öfkemize Yaşadıkça Kızarız haykırırız biz oluruz Fikirlerimiz vardır beynimizde Kara bağırlarda şehitlerimiz Unuttuklarımız Davet var An gemidir zaman denizinde Biletli yolcuların ayakları basmaz Hepsi geçmişin geleceğin izinde Yolcular uzaktan bakar Sırtlarında yüklü biten ve olmayacaklar An çok yolcusu varmış gibi akar Davet var an'dan Hiçbir yere giden yolculara Yaşamdan Umut Demir alalım Umutsuzluk limanından Asılalım küreklere Açılalım yüreklere Güzellikler ummanından Gemi Gemiyim Bitmez görünen kotamda Dalgalarda Onlar kendi ben kendi rotamda Elde hatıralar Gönüller hatırlar Dokunuşlar benden ve onlardan Otel odaları Bir varsın bir yoksun Devamd

Yağmur

Uzunköprü Muradiye Camisinin bahçesindeki çay ocağında 15 Ekim 1981 tarihinde deftere dökülen duygularım ve düşüncelerim... Bir taraftan çayını yudumluyor, diğer taraftan elinde yanan sigarasını derin derin içine çekiyordu. Ocakta kaynayan çayın buharından kahvehanenin camları buğulanmıştı. Buna rağmen oturduğu masadan dışarısını görebiliyordu. Sağanak halinde yağan yağmur camlara vuruyor, çakan şimşekler yarı karanlık odayı bir müddet aydınlatıyor, gök gürültüsü masaları titretiyor, camları zangırtatıyordu. Yağmurlu havayı çok severdi. Dışarı çıkıp yağmurun altında sırılsıklam olmak onu rahatlatacaktı. Kalkmak ve ıslanmak cesaretini gösteremedi, hareketsiz bir şekilde gözleri dışarıda düşüncelere daldı. Yağmur tanelerinin geldiği gökyüzünü düşündü. Sonra güneşi, atmosferi ve kainatı... İnsanoğlu tepesinde gök çatlamadan kafasını yukarıya kaldırıp oralarda nelerin olup bittiğini merak etmiyordu. Bugünkü gafletinden kurtulmak için de kıyameti ve arkasından cehennemi mi bekliyor?  Yeme