Ana içeriğe atla

Geçmişin Muhasebesinde İstikamet

Kişisel geçmişinize hangi yönde ilerliyorsunuz? Yönünüz yanlışsa geçmişin yükünü katlayarak artırırsınız. Yönünüz doğruysa çözümlersiniz, geçmişi aşarak özgürleşirsiniz, hafiflersiniz...

İleri yaşlarda yol alan bizler için andan kopup geçmişe kaymak çok kolaydır. Artık sona yaklaştığımız için ve ne yapabileceksek şimdiye kadar yapmış olduğumuzdan kendimizi gelecekten uzak tutarız. Erken yaşlarda olanlar daha çok gelecek odaklıdır. Ama onların da geçmişe baktıkları olur, olmalıdır. Yazımız geçmişe olan yolculuklarla ilgilidir.

Maziye daldığımızda olumlu, olumsuz ve nötr anılar vardır. Hayat akışında aldığımız yerinde kararlar, gösterdiğimiz başarılar, sevgi dolu arkadaşlıklar, egonun sıvazlandığı durumlar vb. olumlu anılarımızdan sadece birkaçıdır. Yanlış kararlar, yenilgiler, egonun hırpalandığı küçük düşmeler vb. olumsuz anılarımızdandır.

Geçmiş yaşamın muhasebesini yapmak daha sağlıklı bir ruh hali, huzur ve neşe getirecektir, gelişerek değişmenizi sağlayacaktır. Ancak bir şartla: Uygun istikamet seçmek. Geçmişe bakışı (regresyon) olay anından bugüne değil bugünden geriye doğru, olay anına doğru adım adım ve sonra olay anının da gerisine, hatırlayabildiğimiz kadar gerisine doğru yapmak. Deneyin, neler olduğunu hissedin.

Tekrar edeyim. Geçmişinizi kare kare, geri sararak izleyeceksiniz. Bunu bir film olarak düşünün. Sonu şimdi, başlangıcı hatırlayabildiğiniz kadar gerisi...
İstikametiniz eğer geçmişte belirli bir durumdan ileriye yani şimdiye doğru olursa aynı filmi tekrar izlemiş olursunuz. Kendinizi olay ve durumların uzağına alıp onları objektif olarak değerlendiremezsiniz. Hep yapışıp kaldığınız için içlerinden çıkamazsınız. Bunun gelişiminize katkısı olmaz. Uzun vadeli sebep sonuç ilişkileri puslu kalır. Büyük resmi hissedemezsiniz.
İstikametiniz filmin sonundan yani şimdiden başlayarak geri geri olay veya durumlara doğru ve sonra onların da hatırlayabildiğiniz kadar gerisine doğru olursa büyük resim netlik kazanır. Çünkü kendinizi uzağa almak ve nesnel bakış kolaylaşmıştır. Böylece parçalanmışlıktan arınıp bütünlüğe erişirsiniz. Sadece berrak bir bilinç bile birçok sıkıntı için terapötiktir/iyileştiricidir. Eninde sonunda kendinizi olduğu gibi kabul edip kendinizle barışırsınız. Kabul etmek ve barışmak değişimin ilk koşuludur. Net bilinç barıştırır, değiştirir, geliştirir. Böylece öz güveniniz ve huzurunuz artar. 

Adobe Stock tarafından lisanslandı

Bu alışkanlığı akşam başınızı yastığa koyduğunuzda o günün sabahtan itibaren meydana gelen durum ve olaylarını düşünerek geliştirebilirsiniz. Yalnız dikkat edin, sabahtan başlamayacaksınız. Öyle yaparsanız günün tüm yükünü tekrar sırtlanırsınız, uyuyabilirseniz o yükle uyursunuz. Akşam başınızı yastığa koyduğunuz zamandan başlayacaksınız, sırayı bozmadan geri geri öğleye, sabaha doğru gideceksiniz. Böyle yaparsanız o günün sabahının dinginliğine ve hoşluğuna erişeceksiniz. Günün tüm yükünü boşaltmış olacaksınız. Kolaylıkla rahat bir uykuya dalacaksınız.

Alışkanlığı uyguladıkça tüm yaşamınızı uygun istikamette yani şimdiden geçmişe doğru değerlendirmeye başlayacaksınız. Kötü bir anıdan bugüne gelirseniz kötü anı öylece sizi rahatsız etmeye devam eder. Bugünden kötü anıya, oradan onun öncesine yol alırsanız göreceksiniz ki her şey farklı bir anlam kazanacak. Rahatlayacaksınız.

Aynı istikamet olumlu anılar için de uygundur. Bazı başarılara takılıp kalmak bazen egonun şişmesine, gurura, kibre yol açarak psikolojinizi bozabilir. Önemli başarılarınızı göz ardı ediyor da olabilirsiniz. Bazen abartılı bazen de küçümseyici çarpık benlik algılarına yapışıp kalmış olabilirsiniz. Bugünden başarılarınıza doğru ve daha sonra onun da gerilerine doğru yol alırsanız olumlu anılarınızı da daha gerçekçi ve objektif olarak değerlendirmeye başlarsınız. 

İstikamet “ne oldum” dan “ne idim” e yani kaynağa doğru olmalıdır. Geriye doğru yolculuğunuzun sonunda unuttuğunuz çocukluğunuza kavuşacaksınız. Ve sonra her şeyin rengi değişecek.

Gurdjieff “en büyük günah özdeşlemektir” diyor. Bu yüzden geçmiş muhasebesinde kendinizi yargısız tanık olarak izlemek çok önemlidir. Hiçbir şeyle özdeşleşmeden. Sadece daha berrak görüyorsunuz, bilinçleniyorsunuz, o kadar… Geçmişin rollerden ibaret bir rüya olduğunu anladığınızda artık bugünün de yarının bir rüyası olduğunu hissetmeye başlarsınız. Çekirdek ben/aşkın ben/özgün ben kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlar. Bu, saf bilinçtir, Nirvana'dır.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuk Doğası- Yaşam Enerjisi

Neden çocuklar neşeli ve sevimlidirler? Hangi koşullarda olurlarsa olsunlar nasıl oluyor da yaşam enerjisiyle dopdolu oluyorlar? Çünkü onlar doğallıklarını yaşıyorlar. Toplumun onları doğallıklarından koparan dayatmalarını henüz edinmediler. Adobe Stock tarafından lisanslandı. Toplum kültürünü, inançlarını, değerlerini kopyala/yapıştır yöntemiyle çocuklara dayatır. Ne yazık ki bu gereklidir. Çocuk aktarılmaya çalışılanları deneyimleyerek, hissederek, yaşayarak edinmez; bir nevi ezberler. Süreç içinde doğallığını/gerçeğini/özünü baskılamayı öğrenir. Sahte kişiliklere/maskelere bürünür. İkiyüzlü olur. Bir tarafta gerçeği diğer tarafta sahteyi birlikte yaşar. Parçalanır, bütünlüğünü kaybeder. Çirkinleşir. Eğer doğallığını bilinç altına itecek kadar bastırırsa artık yaşayan bir ölüdür, robottur. (Kişilik-Personality kavramı Latince maske anlamından geliyor.) Davacıyım!.. Okulu, kitabı, mesleği, toplumu, hayatı şikâyet ediyorum sevgiliye… Katlettiler çocukluğumu diye!.. Baskılanan doğallıkl

Erdem ve Hakikat Üzerine Bazı Düşünceler

Bu yazıda antik çağlardan günümüze uzanan bazı manevi/spritüal/dinî felsefe ve öğretilerin yaklaşımlarına göz atıyoruz. Kutuplaşmanın derinleştiği zamanımızda bu yaklaşımların dikkate alınması yangının hafiflemesine katkı sağlayacaktır. Yazımız şu soruların farklı cevapları etrafında dönmektedir: Anlayış göstererek ve kabul ederek birbirimizi nasıl hoş göreceğiz? İyi ve kötü birbiriyle nasıl karışıyor? Egolar ve nefisler hakikat ve erdemi nasıl tahrip ediyor? Dürtüler ve duygular karşısında akıl ve mantık nasıl etkisiz hale geliyor? Dikkat, odaklanma ve farkındalıkla kendimizin ve evrenin hakikatini anlayabilir miyiz? Gurur, kibir, çıkarcılık, öfke, zorbalık, saldırganlık gibi olumsuz duygu ve davranışların ilacı olarak unutulmaz tevazu örnekleri var mıdır? Kendimizi bilebilir ve sevebilir miyiz? Kendimizi sevmenin çevremize yansımaları nelerdir? Hoşgörü Gelin birbirimizin kültür, inanç ve görüş farklılıklarını anlayış ve hoşgörü ile karşıla